Yaşam Ebeveyn misiniz? Eş misiniz? Peki, kendiniz olmak? Kimlikleriniz arasında kalmayın!

Ebeveyn misiniz? Eş misiniz? Peki, kendiniz olmak? Kimlikleriniz arasında kalmayın!

Yaşam
Ebeveyn misiniz? Eş misiniz? Peki, kendiniz olmak? Kimlikleriniz arasında kalmayın!

Ebeveyn misiniz? Eş misiniz? Peki, kendiniz olmak? Kimlikleriniz arasında kalmayın!

Anne baba olmak, ailenin bir çocukla büyümesi ve derinleşmesi hayatın bize sunduğu en büyük güzelliklerden biri. Ancak tüm güzel şeyler gibi, çocuğun kendine yer açması için ailede gerçekleşmesi gereken değişiklikler bazen çiftler açısın- dan göğüslenmesi zor durumlara da zemin hazırlayabiliyor. Bağdat Caddesi’nin en önemli terapi merkezlerinden biri olan Terapi İstanbul ekibinden Klinik Psikolog Deniz Sevinç konuyla ilgili olarak “Aileye yeni bir üyenin daha katılması mutluluk veren bir olay olmasına rağmen sosyal rolleri, sorumlulukları ve yükünü de arttıran bir durumdur. Yoğun temposu, hızlı şehir yaşantısı, maddi yükümlülüklerdeki artışlar ilişkileri de derinden etkileyebiliyor. Hayattaki önceliklerin ve alışkanlıkların değişmesi eşler arasında çatışmalar yaşanmasına neden olabiliyor. Eşlerin yeni edindikleri rollere ilişkin müdahaleler ve beklentiler işleri inden çıkılamaz bir hale getirip, öfkeyi tetikleyebiliyor” diyor. Anne baba olduğumuz ilk günleri daha rahat nasıl geçirebileceğimizi ve çocuklar büyüyüp ergenlik dönemine girdiklerinde ne gibi tutumlar sergilememiz gerektiğini Terapi İstanbul’a sorduk.

Aileye yeni bir üyenin daha katılması, artan sorumluluklar ve değişen günlük yaşam, bazen çiftler arasında gerginliğe yol açabiliyor. Bu yeni dönemi karşılarken, yeni anne baba olmuş kişiler nasıl bir ruhsal döneme giriyorlar? Sizce, hangi bakış açısı ve yöntemlerle sorunların üstesinden gelebilirler?

Psikolog Deniz Sevinç: Çiftler arasındaki gerginlikler isteksizlik, öfke, güvensizlik, mutsuzluk gibi ruhsal sıkıntılara yol açabilir. Taraflardan biri kendini anlaşılamamış ve haksızlığa uğramış gibi hissedebilir. İlişki bir kısır döngüye girer ve aralarındaki uçurum gün geçtikçe artar. Yaşanılan çatışmalar, yorgunluklar, endişeler cinsel hayatları da olumsuz etkileyebiliyor. Eşlerin bu gibi durumlarda birbirlerini suçlamayı bırakarak uygun çözüm yollarına yönelmeleri doğru olur. Birbirlerinden beklentilerini açık ve net olarak ifade edip, karşı tarafın anlamasını beklemekten vazgeçme- ye çalışmalıdırlar. Kendilerine zaman ayırabilmek için yakın çevrelerinden destek almak, olanaklar ölçüsünde ufak değişiklikler yapmak ise yaraya- bilir. Birbirlerinin zayıf yönlerinden çok olumlu yönlerini vurgulamalıdırlar.  Eğer şartlar birlikte zaman geçirmeye uygun değilse, bireysel olarak kendilerini yükseltecek alanlara paslaşarak yönelmeleri ilişkiye iyi gelecektir. Sporla, alışverişle, arkadaşlarla geçirilecek anların doyumu mutlaka beraberliğe yansıyacaktır. Eğer sorunlar bunlara rağmen devam ediyorsa profesyonel yardım almak uygun olacaktır.

Çocuk büyüdükçe, evin de hayatın da ritmi değişiyor. Çiftler için anne baba olmak, karı koca olmanın önüne geçebiliyor. Rollerimiz ve önceliklerimiz nasıl yönetilmeli?

Psikolog Deniz Sevinç: Anne baba olmak kolay iş değil. Birinin sevgilisi olmaktan, arkadaşı olmaktan vazgeçebilirsiniz ama annelik ve babalıktan istifa edip yolunuza devam edemezsiniz. Daha doğrusu etmek istemezsiniz. Endişelenirsiniz, üzülürsünüz, kızgınlık duyarsınız ancak büyük bir mutluluk ve keyifle de hiç karşılık beklemeden görevlerinizi yerine getirirsiniz. Bu kadar karmaşık ve ikircikli duygular barındıran ilişkide de roller bazen karışabiliyor. Çocuk olduktan sonra eşlerin birbirlerini ihmal ettiklerini ya da öncelik sıralarını değiştirdiklerine şahit oluyoruz. Birlikte geçirilen zamanın azalması ya da kalitesinin bozulması ebeveyn rollerini de olumsuz etkileyebiliyor. Birbirlerinin anne ve babalıklarına yapılan müdahaleler evlilik sorunlarını arttırabiliyor. Bu huzursuz ortamdan çocuklar da payına düşeni alıyorlar. Eşinizle her konuda aynı düşünmeyebilirsiniz ancak onaylamadığınızı belli etmek başka, onun oynadığı role karışarak doğal davranışını bozmak başka bir şeydir. Çocuklar yetişkin olana kadar anne babanın otoritesine ihtiyaç duyarlar. Yaşına ve içinde yaşanılan ortamlara uygun özgürlükler vererek otorite boşluğu yaratmamak uygun olacaktır.

Çocuk ile kurulacak ilişki de kural ve tolerans dengesi de, tarafların tutumlarına göre değişim gösterebiliyor. Öyle sanıyoruz ki, çocuklar için de bu tutarlı ve kararlı duruş gerçek bir güven de sağlıyor. Ayrıca çiftler arasındaki tutum uyumu ve iş birliği aile içi sorunların da azalmasına sebep olabiliyor. Aile içi uyum ve sürtüşmelerin azalması için neler yapılabilir?

Psikolog  Deniz  Sevinç: Ailedeki bireylerinbirbirlerini iyi ve doğru tanıyabilmeleri için aralarında açık bir iletişimin olması işleri kolaylaştırır. Akıl okumaya çalışmak, beklentiye girmek, tavizler vermek bu iletişimi bozar. Anne ve babanın kişiliklerindeki sivri noktalar, esneyememe, çocukla iletişimde önemli engellerdir. Tabii ki her ailenin kırmızı çizgileri olacaktır. Bunları çocuklara nedenleri ile anlatmak, onları dinleyebildiğinizi hissettirmek hatta hata yaptığınızı düşündüğünüzde bunu onlarla paylaşabilmek aranızdaki güveni arttıracaktır.

Aile içindeki sorunlar, hangi noktaya geldiğinde aile profesyonel destek almak çözümünü düşünmeli?

Psikolog Deniz Sevinç: Yaşam kalitelerinde daha önceki dönemlere göre azalmalar başlamış ve her alana yayılmışsa profesyonel yardım almak gerekebilir. Akademik alanda birden başlayan bir bozulma, yaşıt ilişkilerinde çıkan ve sık tekrarlanan anlaşmazlıklar, takıntılar, korkular, uyku kalitesindeki değişiklikler dikkat çekicidir.

Bu tür terapilerde süreç nasıl işliyor? Aileler nasıl faydalar görüyor?

Psikolog Deniz Sevinç:  Ailede bu durum ve yaşanan sıkıntılar önce açıkça konuşulmalı ve ortak karar alınmalıdır. Daha sonra terapilerden ne beklenildiği ve nereye varılabileceği terapistle yapılan görüşmelerde netleştirilerek iş birliği ile yola devam edilir. Terapilerde gizlilik esastır. Terapist fotoğrafa dışardan bakabileceği için bütünü daha rahat görür. Çeşitli terapi yöntemleri ile mevcut sorunları kişinin kendisinin farkına varmasına ve çözmesine yardımcı olur. Bu durumda sihirli değnek beklemek yerine herkes taşın altına elini koymak zorundadır. Terapist kişiyi tanıdıktan sonra ona uygun yolları gösterir ve danışan da o yollardan yürüyebilmeyi tercih ettiğinde terapi de başarılı olacaktır.

 

yeni değerler… yeni fikirler… yeni kahramanlar… ergenlik döneminde çocuğunuzun kendine yer açmasına izin verin!

 

Her şey anne ve babanın kısmen de olsa kontrolündeyken işler biraz daha kolay yürüyebiliyor. Ancak, evin içinde çocuk da varlığını ortaya koymaya başladığında yönetim sürekli el değiştiriyor gibi oluyor. Öncelikle, ergenlik döneminde çocuk ne gibi ruhsal değişimler geçiriyor? Bu ruhsal değişimlerin temelinde biraz da hormonal ve bedensel değişimler de yatıyor mu?

Psikolog Deniz Sevinç:  Ergenliğin başlarında bedensel ve duygusal değişiklikler karşısında genç insan uyum ve baş etme çabalarında yetersiz kaldığını hissedebilir. Duyular hızla iniş çıkışlar gösterir. Çabuk sevinir, çabuk üzülür, çabuk öfkelenirler. Dağınık ve savruk olurlar. Dış görünüşe verilen önem artar. Dürtülerin artması cinsel kimliğin hissedilmeye başlamasıyla birlikte toplumun beklentilerine uygun yeni rollerine alışmaya çalışırlar. Aileleri eleştirmek, kulaktan dolma fikirler ileri sürmek olağan karşılanmalıdır. 15-16 yaşlarında soyut düşünebilme yetenekleri artar. Ergenler artık yeni değerler, yeni davranış şekilleri, referans alacağı yeni kişiler aramaya başlamıştır. Arkadaşlıklarda önceleri hemcinsler tercih edilirken dönemin ortalarına doğru ilgi karşı cinse yönelir. Gençlik çağı hem bağımsızlığın kazanıldığı hem de topluma karışıldığı bir dönemdir. Baş edilmesi gereken en önemli konu ise cinsel kimlik gelişimidir. Cinsel konuları aileleri ile değil arkadaşları ile paylaşmayı tercih ederler. Karşı cinse duyulan ilgi artmıştır. Eğer bu dönem de sorunlu geçerse ayrılma-bireyselleşme süreci uzar gencin ruhsal yapısında iniş çıkışlar olur. Yaşının gelişimsel normlarında problemler olması ya da içinde bulunduğu sosyal çevreden olumlu tepkiler alamamak kendi bedenine, kimliğine yönelik algıları zayıflatacaktır.

Çocuğun kendini kabulü ve kendiyle ilgili iç onayı, oldukça sancılı bir dönem olabiliyor. Çocuğun bu dönemi daha rahat yaşaması açısından ebeveynlere ne gibi görevler düşüyor?

Psikolog Deniz Sevinç: Ergenlik döneminde biyolojik ve hormonal değişiklikler o kadar hızlı olur ki, aile de çocukları kadar şaşkındır. Dengeli ve uyumlu okul çocuğu gitmiş yerine güç beğenen, çabuk tepki veren, oldukça tedirgin bir genç gelmiştir. Evdeki kuralların çokluğundan ve sıklığından yakınırlar. Artık sırlar aileden çok arkadaşlarla paylaşılmaya başlamıştır. Soyut kavramları düşünebilme yeteneği artmıştır ancak kulaktan dolma ve ödünç alınmış fikirlerle aileyi eleştirme fırsatı hiç kaçırılmaz. Ailelerin bu gibi durumlarda çatışma yaratmadan kendileri ile konuşabileceği mesajı vermeleri gencin kendini güvenle ifade edebilmesini sağlar. Anne babadan ayrı bir birey olma ve bunu onlara kabul ettirme çabaları aralarındaki gerginliği arttıran başka bir durumdur. Anlayışla kabul edilmek gence bireyselliğini kazanabilmeyi ve otorite karşısında uygun konum almayı öğretecektir. Gençlerin kişisel alanlarının genişlemeye başlaması ve bu alana girememek, müdahale edememek bazen aileleri fazlasıyla endişelendirir.

 

Dikkat  edilmesi  gereken hususları şöyle sıralayabiliriz:

  • Gençlere değer vermek,
  • Otorite boşluğu yaratmamak,
  • Öfkeliyken önemli konuları konuşmaktan  kaçınmak,
  • Gencin kendini açık ve net olarak ifade etmesine fırsat vermek,
  • Aşırı koruyucu ve yardımsever tutumları azaltmak,
  • Sevgi ve takdiri sözel olarak ifade edebilmek,
  • Birçok sorunun daha kolay halledilmesine neden olacaktır.

 

Ergenlik döneminde yapılan hatalar neler? Bu hatalar çocuğun ileriki yaşamını nasıl etkiliyor?

Psikolog Deniz Sevinç: Ergenlik dönemin de ailelerin aşırı koruyucu ve kollayıcı tutumları gençlerin kendilerine duydukları güveni olumsuz etkileyecektir. Yapılan hatalardan ders çıkarabilmeyi öğrenebilmeleri, bağımsızlıklarını kazanabilmeleri için destekleyici olmak gerekir. Aksi takdirde yetişkinlikte varlıklarını hep başkalarına yaslanarak sürdürmeye çalışabilirler. Cinsel kimliğin oluştuğu dönemlerde utandırmalar ve onaylamada cimri olmak, aşırı eleştirilerde bulunmak kendi cinsel kimliği ile barışmasını zorlaştıracaktır. Her şeyden önce kendi kimliğimiz, davranışlarımız ve sergilediğimiz evlilikle, onlara örnek olacağımızı unutmamalıyız.

Peki, ergenlik dönemindeki gençler için ne önerirsiniz? Sizce onlar ne gibi farkındalık yaşamalılar, nasıl bir bakış açısı kullanmalılar?

Psikolog Deniz Sevinç: Gençlerin bu dönem- de iyi bir gözlemci olmaları, değişik yapılarda in- sanlarla arkadaşlık kurmaları yaşam deneyimlerini arttırabilmeleri için olumlu olacaktır. Başlarına gelen olumsuzluklarda hep başkalarını suçlamak ve sık sık savunma mekanizmalarına başvurmak yerine kendilerine düşen payı sorgulamak hayat başarılarını arttıracaktır. Sorumluluk almaktan ve hata yapmaktan korkmadan özgürce yaşamın içinde yer alabilmek için çaba harcamalıdırlar. Değişik ilgi alanlarına yönelmek (spor, müzik vs.) hem ruhsal hem de bedensel olarak kendilerini iyi hissetmelerine neden olabilir.

 

Terapi İstanbul Psikiyatri Merkezi, Kalamış Cad. Cengiz Topel Sok. No:1/6 Kalamış - İSTANBUL
Tel: (0216) 418 02 60
www.terapiistanbul.com

    blog comments powered by Disqus