Kültür&Sanat MONA LİSA GERÇEKTE KİM?

MONA LİSA GERÇEKTE KİM?

Kültür&Sanat
MONA LİSA GERÇEKTE KİM?

Sevgili CADDE okurları, bundan böyle derginizde genelde sanatla ama özelde resim resim sanatıyla ilgili yazılar yazacağım. Bu yazılar çoğunlukla bir gizmişçesine merak edilen, kimi zaman da pek bilinmeyen konulardan derlenmiş olacak. İşte ilki, hepimizin çok iyi tanıdığı, hüzün dolu gülümsemesiyle, günümüzde şarkılara konu olan Mona Lisa’nın spekülasyonlara neden olan öyküsü.

Ünlü Rönesans ressamı Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa adlı tablosuna modellik eden gerçekte kimdi ? Bu sorunun yanıtı sanat tarihinde bir çok tartışmalara ve çok sayıda da varsayıma yol açmıştır. Bu yazımda bu yapıta modellik eden kişinin kimliğini araştıracağız ve çeşitli varsayımlar arasında en mantığa yakını seçmeye çalışacağız.

Da Vinci üzerine bir yazı hazırlarken, onun kimliği ve kişiliğinden söz etmeden işe koyulmak haksızlıkların en büyüğü olur. Zira yapılan araştırmanın her aşamasında, konuya sanatçının kimliğini bilmeden yaklaşmak bizi yanlışa sürükler.

Leonardo, Floransa ile Pisa arasında yer alan Vinci kasabasında, kasabanın noteri ile noterin ev işlerine bakan yardımcısının gayrı meşru çocuğu olarak dünyaya geldi. XV. yüzyıl İtalya’sının küçük bir kasabasında gayrı meşru ilişki ve bu ilişkinin ürünü olan bir çocuk hiç de olağan ve kabul edilebilir değildi. İşte bu yüzden kendini dışlanmış ve yalnız hisseden Leonardo, kadınlara karşı nefret duymaya, kendini aşağılanmış görmeye başladı ve henüz 16 yaşındayken doğduğu kasabadan ayrılıp Floransa’ya kaçtı. Duyumsadığı aşağılık kompleksi onda kendini topluma kabul ettirme içgüdüsü olarak ortaya çıktı. İşte bu nedenle de herkesten farklı olmanın yollarını aradı. Bu nedenle yazıyı sağdan sola doğru yazdı. Bu nedenle her dalda ben bilirimi oynamaya başladı ve çoğu mühendislik dalında bir çok buluşun peşinde koştu. Duyumsadığı bu kompleks onun resimlerine de yansıdı. Son Akşam Yemeği tablosunda İsa’nın sağına, Aziz Yuhana yerine Magdalenli Meryem’i koyması, İsa’nın bile bir fahişeye yakınlık duyduğunu gösterip, annesi ile babasının ve sonuç olarak da kendisinin durumunu, kendince, kurtarmak içindi. Annesine karşı başlayan bu nefret zamanla tüm kadınlara karşı gelişti ve cinsel seçimi de hep erkeklerden yana oldu.

Sanatçının kişiliğine yaptığımız bu küçük sondajdan sonra, Mona Lisa’nın kimliğine geçelim. Bu konuda başlıca 6 varsayım öne çıkmakta. Bunları teker teker inceleyelim.

  1. Varsayım: Sanat tarihçisi Frank Zoellner’e göre ünlü tablodaki kadın, ipek tüccarı Francesco di Bartolomeo di Zanobi del Giocondo’nun eşi Lisa Gerardini del Giocondo’dur.

Ancak filolog Dr. Armin Schlechter Lisa Gherardini’nin Mona Lisa olmadığını kanıtlamıştır. Katolik İtalya’da, Rönesans döneminde, kadınlar evlendiklerinde kocalarının soyadını almaz, kendi kızlık soyadlarını kullanırlardı. Kızlık soyadının evlilikle değişmesi, 20. yüzyılda başlamıştır. Bu durumda Francesco del Giocondo’nun karısı asla Lisa del Giocondo olamazdı. Karısının doğru adı Lisa Gerardini’ydi.

O zaman iş Lisa del Giocondo’nun kim olduğunu bulmaya kalıyor. Tarihi kaynaklara göre, Lisa del Giocondo yukarıda adı geçen Francesco del Giocondo’nun kız kardeşidir, Lisa Gerardini’nin de görümcesi olmaktadır. Da Vinci’ye poz veren, işte bu kız kardeş Lisa del Giocondo’dur. Bazı sanat tarihçileri ise, Lisa del Giocondo’nun Leonardo da Vinci’nin gizli sevgilisi olduğunu öne sürmüşlerdir. Da Vinci’nin cinsel seçiminin erkeklerden yana olduğunu bildiğimizden bu varsayımın absürdlüğü kolayca ortaya çıkmakta.

  1. Varsayım: Mona Lisa adı gerçek olmadığı gibi, ressamı da Leonardo da Vinci değildir. Rönesans dönemine ilişkin bir çok yapıtta, imza bulunmadığından, tablonun yaratıcısıyla ilişkilendirilmesinde hata yapılmıştır. Dönemin kadın ressamı Sofonisba Anguisciola’ya ait bir çok yapıt, Da Vinci’ye, Tintoretto’ya, Tizian’a, Bassano’ya, Carracci’ye, Murillo’ya vs. mal edilmiştir.

1511-1574 yılları arasında yaşamış ve dönemin ressam, heykelci ve mimarlarının yaşamları üzerine kitap yazmış ressam Giorgio Vasari, Mona Lisa hakkında şunları yazmıştır :”… Gözlerde ender rastlanan cilamsı bir parlaklık ve nem ve onların çevresinde soluk, kırmızı ve hafifçe grimsi daireler yer almakta, aynı doğal halindeki gibi. Kirpikler ve kaşlar en gerçekçi halleriyle betimlenmişler.Saçlar tane tane, büklüm büklüm; formu çok hoş olan burnu pembemsi burun delikleri süslüyor…” Bu benzetmeleri Louvre’daki yapıtla karşılaştırdığımızda, Vasari’nin başka bir resmi anlattığı izlenimini ediniriz. Zira Mona Lisa’nın kaş ve kirpikleri olmadığı gibi, burnu ve saçları da tanımlanandan çok farklıdır.

Aslında Vasari Leonardo da Vinci’yi hiç görmemiştir. Mona Lisa tablosunu da görmemiş olduğundan ya atmakta, ya da başka bir yapıtı Mona Lisa sanıp anlatmaktadır.

Bu varsayım sırf boş bir spekülasyon niteliğinde olup, çok fazla itibar edilmemesi gerektiği kanısındayım.

  1. Varsayım: Leonardo’nun babası, Ser Piero da Vinci, Leonardo tarafından karısı ile kendisinin portrelerini yapması için, müşterisi Francesco del Giocondo’yla oğlu arasında aracılık yapmıştır.

Resmin siparişini alan Leonardo önce Lisa’nın resmini yapmakla  işe koyulmuşsa da yapıtı tamamlamadan bırakmıştır. 1504 de babasının ölümünden sonra da resme  yaklaşmamıştır bile.

1517 de Fransa’ya giderken Leonardo’nun bu resmi de yanına aldığı ve bir olasılıkla  Fransa Kralı I. Fransua’ya satmış olabileceği varsayılmaktadır. Bu bir gerçekse, yarım kalan resmin ne zaman tamamlandığı konusu bir muamma olarak ortaya çıkmaktadır.

Tablo, Napolyon zamanında har iki yanındaki kolonlar kesilip atılmak suretiyle 20 cm. kadar daraltılmış ve bugünkü boyutlarını edinmiştir.

 

XVIII. yüzyılda sanat koleksiyoncusu ve satıcısı, zamanın otoritesi Pierre-Jean Mariette resmin yanlış kişiye mal edildiğini, portrenin Lisa del Gioconda’ya ait olmadığını, gerçekte düşes Isabelle d’Aragon’un portresi olduğunu ileri sürmüştür. Leonardo’nun tamamlanmamış bir resmi Fransa’ya hiçbir zaman getirmediğini, oysa bu resmin eksiksiz ve tam olduğunu iddia etmiştir.

Başka bir yönden ele alacak olursak, o dönemde aristokrat aileleri tanımlamak için amblemler, simgeler ve özel renkler kullanılırdı. Sanatçılar, Leonardo da Vinci de dahil olmak üzere, resmi yapılan kişinin  kolayca tanınabilmesi için soylu portrelerinde bu özel imlerden yararlandılar. Louvre’daki Mona Lisa tablosunda da Mona Lisa’nın elbisesinin yaka bordüründe Milanolu Visconti-Sforza ailesinin amblemi mevcuttur. Bu aileye mensup olup, Leonardo döneminde resmi yapılabilecek 13 soylu dişiyi biliyoruz: Savualı Bona, kızları Bianca ve Anna, Angela Sforza ve kız kardeşi Ippolita, Caterina Sforza ve kız kardeşi Chiara, Maddalena, Bianca Sforza, Camilla, Bona Sforza, Isabelle d’Aragon ve Beatrice d’Este.

Dönemin bir geleneği de, aile içinde en önemli yeri tutanların yani hierarşide en önde gelenlerin portrelerinin yapılabilmesiydi. Yukarıda sıralanan isimler arasında bu koşulu sağlayan tek kişi Isabelle d’Aragon’dur.

O zaman bu varsayımı yabana atmamamız gerekir.

  1. Varsayım : Tablodaki kadın, İtalyan tarihçisi Roberto Zapperi’ye göre,  Giuliano de Medici’nin metresi Pacifica Brandano’dur. Resmin siparişini veren ise Giuliano de Medici’dir.

Üç kız kardeşi ve karısı dururken, Giuliano’nun, metresinin resmini yaptırtması pek mantıklı gelmiyor.

  1. Varsayım : Portreyi yapmak için sanatçı model olarak kendini kullanmıştır. Bilgisayar testlerinde portredeki bazı yüz özelliklerinin sanatçınınkiyle örtüştüğü ortaya çıkmıştır.                                                                    

Bu durumda insanın aklına da Vinci’nin böyle bir şeyi neden yapacağı sorusu geliyor. Kadınlardan nefret eden sanatçı, “yaşamın hiçbir alanında kadına gereksinim yok; bakınız bir resimde bile bir erkek kadının yerini tutabilir” savını kanıtlamak için böyle bir yola başvurmuş olmasın.

  1. Varsayım : İtalyan tarihçisi Silvano Vincenti’ye göre bilgisayar tetkikinde Mona Lisa’nın sağ gözünde (L), sol gözünde de (S) harflerine rastlanmaktadır. Çıplak gözle görülemeyen bu harflerden (L) Leonardo’nun ilk harfini, (S) ise Salai (Küçük Şeytan) diye çağırdığı sevgilisi ve çırağı Salai’nin ilk harfini simgelemektedir. Bu durumda resmin modeli, kısaca Salai denen Gian Giacomo Caprotti’dir. Salt bilgisayar tetkikinde ortaya çıkan bu harflerin da Vinci tarafından oraya nasıl yerleştirilebilmiş olacağına ilişkin bir açıklama yok. Ancak çıplak gözle bakıldığında da, Salai ile Mona Lisa arasında şaşırtıcı bir benzerlik saptanmaktadır (RESİM 4).

Bunun dışında, gene Vincenti’nin bulduğu, sağ geri plandaki  köprünün en sağ kemerinin altında (72) sayısının betimlenmiş olmasına gelince. 72 Yahudi Mistisizminin kitabı Kabala’da söz edilen bir kutsal sayıdır. Ayrı ayrı ele alındıklarında 7 sayısı hristiyanlığın da kutsal sayılarından biridir. Örneğin dünya 7 günde yaratılmıştır. 7 uyurlar ve Roma ile İstanbul’un 7 tepe üstüne kurulmuş olduklarını unutmayalım. 2 ise düaliteyi simgeler: kadınla erkek, geceyle gündüz, iyiyle kötü gibi. Aynı zamanda geri planda betimlenen bu köprünün, Şeytan köprüsü adlı bir köprünün resmi olduğu da ileri sürülmektedir. Şeytan ise Salai’nin İtalyanca’da anlamı.

Leonardo’nun bu yağlıboya portrenin taslağını Salai’ye armağan ve emanet etmiş olduğunu biliyoruz. Salai de onu ömrünün sonuna kadar saklamıştır. Resimdeki kişi Salai olmasa Leonardo resmin taslağını neden ona armağan etsin. Bu olay bile bu varsayımın gerçekliği üzerinde oldukça güclü bir kanıt oluşturmakta.

Sevgili okurlarım, tarihçisinden roman yazarına kadar bir çok kişinin ele alıp varsayımlar ürettiği ve uzun uzun konu ettiği bu dev sanatçıyı satırlarda tanıtmak olası değil.Yerimin elverdiği oranda yazdım. Ancak sanatçının sadece  tek bir yapıtında değil tüm yapıtlarında gizemli ayrıntılar bulmak olası. Ne mutlu bana sizde merak uyandırabilir ve daha kapsamlı araştırmalara yönlenmenize neden olabilirsem.

Hoşça kalın, esen kalın.

Ressam, Onur AYANGİL...

    blog comments powered by Disqus